efra siyap 12 Takipçi | 9 Takip
Kategorilerim

SENCE

BENCE

Diğer İçeriklerim (175)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (12)

Fotoğraf

2016-01-17 23:45:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Yazasım var san ki.!

2013-12-28 00:43:00

Sandığın gibi değil. . Bam telindeyim yazımın. Sızlıyor parmaklarım.  Hayat defterinin tam ortasında.  Bir elimde kalem. Bir elimde silgi.  Bir siler bir yazarım..   Devamı

Rabbin seni terk etmedi , Sana darilmadida...

2012-09-15 01:18:00

Aklından düşünceler ışık hızıyla geçiyor, geçtikçe adımları daha da hızlanıyordu. Sokak lambalarının ışıkları yoldaki suyun üzerine vuruyor, akisleri gözlerini alıyordu.  Kendinden geçmiş, nefes nefese,  kalbi güp güp atıyor, ayak sesleri dışında hiçbir ses duyulmuyordu. İçinden durmadan tekrar ediyordu. -Allah ım yalvarırım bir şey olmasın. -Yalvarırım bir şey olmasın. -Yalvarırım olmasın. -Yalvarırım. Bir ara göğsüne saplanan ağrıyla duraksadı çocuk. Kenardaki banklardan birine dayandı. O kadar hızlı koşmuştu ki dizlerinin bağı çözülmüştü. Ayakta duracak hali kalmamıştı. Birkaç dakika orada soluklandıktan sonra ayağa kalktı.   -Gitmeliyim dedi. Tekrar koşmaya başladı. Bu sefer daha yavaş adımlarla koşmaya devam etti. Bir müddet sonra hastanenin kapısı göründü. Biraz daha rahatlamış. -Yetiştim dedi. Kapıdan içeri hızla girip danışma birimine doğru yöneldi. -Nerde? -O nerde? diye sordu. Danışmada ki görevli. -Şu an da ameliyathanede efendim. Altta 2. Kat. Dedi. Bunu duyar duymaz asansöre yöneldi.  2. Kata indikten sonra asansörün kapısı açılır açılmaz fırladı. Tam o sırada bir ses duydu. -Çocuk! Çocuk! Dönüp arkasına baktı. Temizlikçi kadın. -Cüzdanını düşürmüşsün. Al. Dedi. Alıp cebine koydu ve hızla koridorun sonundaki ameliyathanenin önüne geldi. Kapıda bir hemşire. -Hastanın yakını kim? -Benim dedi heyecanla. -Tamam. Şu evrakları alın. İşlemlerini yaptırıp gelin. Dedi hemşire. Evrakları aldığı gibi fırladı. Üst kata çıktı. İşlemler için veznenin önüne geldi. Evrakları verdi. -40 tl lütfen dedi görevli. Birden aklına hiç p... Devamı

Emin misiniz?.

2012-09-05 22:56:00
Emin misiniz?. |  görsel 1

Ah benim! Kaç defa dedim. E'min değilsen. Mü'min olabilir misin? Söyle bakalım. Hafife aldıklarının ağırlığını bilmiyorsan bu sınavı geçebilir misin?... Ha?   Söylene söylene açtı kapıyı. İçeri girdiğinde seslendi. -Ben geldiiiim. Başıma neler geldi bir bilsen. Yanlış otobüse binmişim. Geç kaldım bu yüzden. Eeeee. Evde kimse yok mu ben geldim.? Montunu çıkarıp salondan içeri girdi. Bakındı. Sonra onu gördü. Odanın  en uzak noktasına gitmiş köşeye oturmuş gözlerini kapatmış hareketsiz duruyordu.  Dilinde bir söz tekrarlayıp duruyordu. Emin değilim! Emin değilim! Emin değilim!...   O gün sabahtan akşama kadar çalışmış, işlerini bitirmiş olmanın verdiği gönül rahatlığıyla mesaisi bittikten sonra eve doğru yola çıkmıştı. Yolda markete uğramış, yiyecek bir şeyler almış, ağır adımlarla yoluna devam etmişti. Bir müddet sonra otobüs durağına varıp beklemeye başladı. Kimsecikler yoktu durakta. Hava kapalıydı. Gökyüzüne bakıp yağmur yağacak herhalde diye geçirdi içinden.  Derken otobüs geldi.  Kartı okutup bindi.  Ve en arkadaki koltuğa gidip oturdu. Gök gürültüsüyle birlikte yağmur yağmaya başlamıştı. Pencereden etrafı izlemeye koyuldu. Yolun kenarında gelip giden insanlar, diğer duraklarda bekleyenler, yoldan gelip geçen arabalar, yürüyenler, koşanlar, konuşanlar, dükkanlar. Derken otobüs durdu. Şoför arkasını dönüp yolculara son durağa geldiklerini söyledi. -Son durak. Herkes inebilir. Geçmiş olsun. Herkes inmeye başladı. Şaşırdı. Pencereden bakındı. Burası ineceği durak değildi. Panik içinde şoföre yöneldi. -Burası son durak mı? İneceğim durağa gelmedik ki daha... Devamı

Umut işte tam burada.!

2012-09-01 02:35:00

Oysa gözlerimle görmüştüm. Başucundaki menekşelere, sümbüllere. Gönlümden taşanları döktüm, büyüttüm...   Eve döndükten sonra koltuklara oturup yorgunluğumuzu atmaya çalışıyorduk. Bana çay içip içmeyeceğimi sordu. -Tamam dedim. Demlendikten ssonra bardakları doldurup konuya girdi. -Nasılsın? -Bilemiyorum dedim. -Bilemiyorum. -Onu kaybedeli tam 7 yıl oldu. -Ama hala içimde. -Tam şuramda bir yerde. -Sanki ansızın. Sanki her an. Sanki birden. Kapı çalacakmış gibi hissediyorum. -Kapı çalacak ve ben kapıyı açtığımda sanki o yüzüme gülümseyip ben geldim diyecekmiş gibi geliyor. -Sanki hiç ölmemiş gibi. -Sanki hep buradaymış gibi. Gülümsedi hafiften. -Umut dedi. -Umut o kadar güçlüdür ki ölümü dahi aşar geçer. Taaaaa oralara kadar gider. Ne demek istediğini anlamamıştım. Şaşkın bir ifadeyle. -Nasıl diye sordum. -Mezarlıktaki kadını hatırlıyor musun? Anlamsız gözlerle -Hangi kadını? dedim. -Hani bir mezarın başında oturmuş, kendi kendine konuşan kadını. Hani  birşeyler söylüyor, bazen gülüyor, bazen de öfkelenip söyleniyordu. -Evet. dedim. -Hatırladım. -Ben onun deli olduğunu düşünmüştüm. Kaşlarını çatarak konuşmaya devam etti. -Hayır. O kadın uzun zaman önce eşini kaybetti. Her hafta mezarlığa gelir, eşinin başucuna oturur, konuşur konuşur, sonra ellerini sallayıp ayrılır gider. -Pek çok kişi deli olduğunu zanneder. Eskiden bende öyle zannediyordum. Ta ki bir gün onunla konuşuncaya kadar. -Ne konuştunuz? -Ona kiminle konuştuğunu sordum. Neden böyle tuhaf davrandığını. İnsanların ona deli gözüyle baktığını söyledim. -Uzu... Devamı