Getirin bana üstüne yeminler ettiğim kalemi. Çizsin merhametin resmini… Ömrümün kerahet vaktinde çaldı kapımı. Günahlarımın zekatını vermiştim oysa. Kurban etmem gerekiyordu sabrımı. Bari. Bari ölüm nefsimi...
Güne bakan çiçeği gibi. Anladım ki. Karanlıklar büyütemez beni. Her zaman olduğu gibi. İşyerinden aldığı yıllık iznini geçirmek için gelmişti. Bayramdı. Büyüklerini ziyaret etmiş. Gönüllerini almış. Bayramlaşmıştı. Akşam olmak...
İçimde yanan ateş ne zaman sönecek? Ve. Omuzlarımdaki bu yüklerden ne zaman kurtulacağım? Ne zaman gülecek olsam. Birden dalıyor gözlerim. Anlamını yitiriyor saatler. Kiralıktır mutluluklarım… İşini zamanında bitirmiş olmanın verdiği...
Telaşla koşturuyordu sokakta. Tam köşeyi dönerken rastlaştılar. Rastlaşmak yanlış kelime. Daha doğrusu çarpıştılar. Çarpışmanın etkisiyle ikiside yere düşmüş ellerindekiler etrafa saçılmıştı. Başını kaldırıp baktığında. İhtiyar bir...
Sen ve ben vardık sadece. Başka yoktu. Bilemezdim en büyük sınavımın sen olacağını. Basit görünüyordu sorular. Cevaplar bende. Sır be(n) de... Güneşin doğmasına az kalmıştı. Saat: 06.30 Allahım yardım et...